11 Eylül 2016 Pazar

Aslan maskesi


Parents Dergisi Ekim Sayısı hazırlıkları... Ekim sayısını bekleyin! Bana yardım eden; Önder Akşar, Ali Arda Hasdemir ve Ömer Akşar'a çok teşekkür ederim. 

Gülçin Karadeniz




22 Ağustos 2016 Pazartesi

Çocukla Hikaye Oluşturma


MASAL/HİKÂYE OLUŞTURMA SAATİ…



“Masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler.”  
                                                                                           Cemal SÜREYYA

Masallar çocuklar için neden önemlidir? Ya hikayeler?? Bu etkinliklerin çocuklarımıza faydaları ve bizlerin yapacakları... Hepsi Parents Dergisi Eylül Sayısında!


Uzaya Yolculuk Yapmak İsteyenlere!


Yaz Tatilinin Evde Kaldığımız Kısmını Nasıl Renklendirsek Diyenlere!

Detaylar için Parents Dergisi Ağustos Ayı Sayısı!

ÇOCUKTA EMPATİ



ÇOCUKTA EMPATİ BECERİSİNİN KAZANILMASI

Gülçin KARADENİZ

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi


“Kendini başkalarının yerine koymak ama kendisi olarak düşünüp karar vermek” olarak tanımladığımız ve yüzyılın becerisi olarak adlandırılan empati, çocuğun öncelikle kendisinin ayrı bir birey olduğunun tamamen farkında olması ile 2 yaş civarında kazılmaya başlar, yaşam boyu gelişip şekillenmeye devam eder. Bu süreçte “ben” ve “diğeri” farkındalığı, “davranışlarının sonucunu ve kendi duyguları kadar diğerinin duygularını da anlama süreci”nin desteklenmesi oldukça önemlidir. Genel olarak bakıldığında çocuğun davranışları sonucunun diğerlerinin nasıl hissedeceğinin anlatılmasının oyunlarla canlandırılmasının empati gelişimini desteklediği; fiziksel ceza, tehdit, azarlama gibi davranışların ise empati gelişimini engellediği görülmektedir. Ayrıca erken dönemde ebeveynlerle kurulan sıcak, sevgi dolu ilişkinin güven duygusunu sağladığı ve bu güven duygusunun çocukları sadece kendini değil diğerlerini de düşünme konusunda özgürleştirecektir.

Devamı İçin Parents Dergisi Temmuz Ayı Sayısı!









ÇOCUKTA RİTM ÇALIŞMALARI NEDEN ÖNEMLİ?


ÇOCUKTA RİTM ÇALIŞMALARI NEDEN ÖNEMLİ?



Gülçin KARADENİZ

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi





Hayattaki her oluşumun kendi içinde bir ritmi vardır diyebiliriz ve diyebiliriz ki ritim hayatımızın temelindedir; ancak tüm bu bilgilere karşın giderek daha hareketleri sınırlı ve ritimsiz bir topluma dönüştüğümüz de başka bir gerçektir! Özellikle günümüz çocuklarını düşünecek olursak maalesef bir çoğunda yürüyememe, koşamama ve oynayamama sorunlarını gözlemlemekteyiz.. Peki çocuklarımızda ritim duygusunu nasıl harekete geçirebiliriz?





Yaşamın ilk üç yılı, beyin yapısının ve işlevlerinin çok hızlı geliştiği bir dönemdir. Doğru deneyimler beyinin mucizevi potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olmaktadır. Çocuğun yaşamına katılan görseller, ses, dokunuş, tat ve koku beyinsel aktivitelere dönüştürülerek psikomotor, bilişsel ve sosyal gelişim alanlarında hızlı değişimlere yardımcı olur. Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesinde nöroloji asistanı Dr. Frank R. Wilson (1989), araştırmalarında bir müzik eğitimi alıp bir müzik aleti çalabilen çocukların yaşıtlarına oranla fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan daha hızlı geliştirdiğini saptamıştır. Yine araştırmalar yedi yaşından önce müzik eğitimine başlayan çocukların; yoğun dikkat toplama becerilerine, güçlü bir hafızaya, daha hızlı duyma ve görme güçlerine sahip olduklarını, ayrıca beyin ve sinir sisteminin tamamının olumlu yönde geliştirdiklerini raporlamışlardır.

Devamı İçin Parents Dergisi Nisan Sayısı!


0-2 yaş döneminde ritim duygusu ile tanışan bebeklerin ileriki yaşantılarında; zamanlama yeteneği, dikkati yoğunlaşma, dinleme becerisi ve işitsel hafıza kapasitelerinde daha üst düzeyde performanslar sergiledikleri ve grup çalışmalarına daha kolay adapte olabildikleri bilinmekte! Biz de Can’la beraber evde ritim çalışmalarına başladık! Can henüz 10 aylık ben ona adını farklı ritimler tutarak söylüyorum. Can şimdilik sadece ritim aletlerini ‘yemeği’ tercih etse de çok eğleniyor, ileri de daha büyük işler yapacağına eminim!
Bu ayki çalışmamda bana eşlik eden Can Karadeniz’e teşekkür ederim.



Kaybetme Duygusuyla Mücadele


Kaybetme Duygusuyla Mücadele



Gülçin KARADENİZ

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi



Oyun oynamak çocuğun en değerli deneyimlerinden biridir. Özellikle rekabet içeren oyunlar ve de bu oyunlarda kazanan taraf olmak okul öncesi çocuğu için çok önemlidir. Aslında bunun bir nedeni de, okul öncesi çocuğun oyunu kazanırsa ebeveyninin de mutlu olacağına olan inancıdır. 5-6 yaş aralığında, çocuğun paylaşma, dostluk ve sempati gibi davranışlar sergilemesinin yanı sıra, rekabet, kavga ve çatışmalar içine girdiği de gözlemlenmektedir. Çocuk iyi modellerli varsa 10-11 yaşına geldiği zaman oyunlarda adil oynama becerisi geliştirebilir. Oyun aslında çocuk için gerçek yasamdır ve doğal olarak da ortaya çıkan problemler onların yaşantılarındaki gerçek problemlerdir. Oyun, çocuğa yaratıcı bir atmosfer sağlar, problem çözme becerilerini geliştirir. Problemi; tanımlar, çözümler üretir, çözümleri yorumlar. Üstelik bu ortam psikolojik olarak güvenlidir (hatalar kolay affedilir). Yine de bizim okul öncesi çocuklar yenilmekten/ kaybetmekten hiç hoşlanmazlar hatta bazen oyunu kazanmak için hilecikler bile yapabilirler!!!… Elbette çocukta kendine güvenin gelişmesi için kazanmanın/başarılı olmanın zevkini yaşaması gerekiyor ama hep kazanan o mu olmalı? İnce çizgi nedir? Öncelikle çocuğa bu duyguyu yaşatmak için basit oyunlarla başlanıp, zaman içinde bol bol pratik yaparak karmaşık oyunlara geçmelidir. Sürekli kaybeden çocuk oyundan uzaklaşır ve öfkelenir. Elbette kazanma duygusu yaşarken kaybetme duygusunu da öğrenmesi hem de bunu ailede öğrenmesi önemlidir. Çocuğun ebeveynlerini model aldığı düşünüldüğünde genel olarak canımızı sıkan olaylar ya da kendi başarısızlıklarımızda verdiğimiz tepkilerin çocuğa yansıyacağını da unutmamak gerekir.

Devamı için Parents Mart Sayısı...



Çocuklukta “Sevgi Kavramı”


Çocuklukta “Sevgi Kavramı”nın Gelişimi

Gülçin KARADENİZ



Sevgi; bir canlının diğerine, bir durum ya da bir nesneye ilgi ve bağlılık duygusudur. Sevginin davranışa yansıyan şekli ise; güzel sözler söylemek, sevgi dolu gözlerle bakmak, sevgi ile dokunmak, öpmek, zaman geçirmek, öncelik vermek ve diğerini düşünmektir. Sevgi aile tarafından çocuğa kazandırılacak en önemli değerlerden birisidir. Anne-babanın çocuğuna karşı en temel görevi; sevgiyi hissettirmek ve sevmeyi öğretmektir.



Peki sevgi nasıl öğretilir?

Seven bir insan olmak, kişinin istenen planlanan bir bebek olmasıyla başlamakla birlikte Çocuk sevmeyi öğrenmesi için öncelikle isteyerek dünyaya getirildiğini hissetmelidir. Yine ilk yıllarda temel güven duygusu kazanmış olması da çok önemlidir. Bu bebeklik döneminde; beslenme (özellikle emzirmek hem bedensel hem de duygusal olarak besler), uyku, temizlik gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması ile birlikte ebeveynlerin sakin ve sabırlı yaklaşımın yanı sıra onların; ses tonu, sevgi dolu bakışlarıyla sağlanır. Çocuğa sevgiyi öğretmenin yolu koşulsuz seven ebeveynlerden geçer. Elbette herkes öğrenmiş olduğu sevgi modelleriyle çocuğuna sevgiyi öğretir.

Devamı için Parents Dergisi Şubat Sayısı...


ÇOCUKTA ÖZBAKIM BECERİLERİNDEN GİYİNME


ÇOCUKTA ÖZBAKIM BECERİLERİNDEN GİYİNME

Gülçin KARADENİZ[1]





Çocuğun bağımsız ve kendine güvenen bir birey olmasında önemli adımlardan biri olan öz bakım becerilerinin kazanılması onun yaşadığı çevreye uyumunu sağlayan davranışlardır.  Büyümenin en önemli göstergesi kendi işini kendi yapabilmekse o zaman bize düşen görev de çocuklarımızın kendi kendine giysilerini değiştirmelerine rehberlik etmektir.



Özbakım becerileri; çocuğun gelişim dönemine uygun olarak yapabilmesi beklenen, kendi bakımı başka kişilerin yardımına ihtiyaç duymadan sürdürebilmesini sağlayan kişisel bakım becerileridir. Bu becerilere yaşam becerileri de diyebiliriz. Bu şekilde bakıldığında anne babanın en önemli görevlerinden biri de çocuğuna yaşam beceri kazanması için deneme fırsatı vermesidir. Özbakım becerileri bebeklikten itibaren aşamalı olarak kazanılır. Bu becerilerin kazanılmasında anne-babanın tutumları ve çocuğun içinde yetiştiği sosyal çevrenin önemli rolü bulunmaktadır. Tuvaleti kullanma, el-yüz yıkama, diş fırçalama, banyo yapma gibi kişisel temizlik alışkanlıkları, yemek yeme becerileri ve soyunup-giyinme bunlardan bazılarıdır. Çocuk doğru ve yanlışı anne-babasından model alarak ama yaptığı tekrarlarla öğrenir. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarından itibaren çocuğa kendi becerilerini (yemek yeme, ellerini yıkama, tuvaletlerini yapma) sergileme fırsatı vermek önemlidir. Ben, bu ay bu becerilerden “giyinme becerileri”ne değinmek istiyorum....

Devamı için Parents Dergi Ocak Sayısı!





[1] Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi

yAp-BoZ Yapımı















Yaratıcı Çocuk Yetiştirmek İçin!

Sevgili anne-babalar, bu yazımda sizlere evde çocuklarınızla hangi oyunları oynayarak yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini geliştirebileceğinizi paylaşmak istiyorum. Yaratıcılık; yeni, özgün ve beceriye dayalı bir ürün olarak ortaya çıkmış veya henüz ürüne dönüşmemiş, kendine özgü bir problem çözme sürecini içeren, kişinin zekâ unsurlarını da özgün ve üretime dönük kullandığı bilişsel bir yetenektir. Yaratıcılık her bireyde doğuştan var olan bir yetenektir ve aynı vücuttaki kaslar gibi esnetip çalıştırılması gerekir. Bu da ancak eğlence yoluyla “oyun”la mümkündür. Çocuğun en büyük işi ve eğlencesi olan oyun, onun tüm gelişim alanlarına katkıda bulunan tüm beceri ve deneyimlerinin bütünleştirildiği, olgunlaştığı yaşama uyum sağlayıcı davranışların geliştiği ciddi bir uğraştır. Çocuk oyun ile düşünür, deneyim kazanır. Oyun; doğal ve aktif öğrenme ortamı sağlar. Oyun ve eğitim bir bütün olarak düşünülmelidir. İşte çocuğunuzun eğitiminde doğal ortamda yapabileceğiniz etkinlik örnekleri; Bol bol resimli öykü kitapları okumak ve okumaya zaman zaman ara vererek çocuğa çeşitli sorular sormak (kitabın sayfasını kapatıp tavşanın şapkası ne renkti? Sence tavşan kırmızı şapka takmasa şapkası ne renk olurdu? Sen olsan Maymuna ne derdin? Sence bu ailenin oturduğu ev nasıldır? O an okunan kitapla daha önce okunan başka bir kitap arasındaki benzerlikleri konuşma ya da kitap bitince kahramları karşılaştırma –sence Kırmızı Başlıklı Kız ormanda Caillou’yu görse ne derdi?...), Mandallarla örüntüler oluşturmak (ipe çamaşır asarken çocuğunuzdan size bir kırmızı, bir sarı, bir yeşil mandal vermesini isteyin sonra yeniden aynı sırayı tekrarların sonra bu sırayı oluşturmayı ona bırakın), kurabiye yapımı, başka ne kullanabilirdin, başka ne olabilirdi, büyüğü olsa nasıl olabilirdi, küçüğü olsa sence nasıl olabilirdi sorularını sormak, yerine geçebilecekleri düşündürtmek (elbise askısı yok sence yerine ne kullanabilirim, elbise askısına ne eklersek giysilerimiz daha güzel kokar vb.). Legolarla oynamaya teşvik etmek bir problem verip onun için çözüm üretecek bir ürün yaratmaya yönlendirmek (örneğin; Legolarınla mutfakta benim işlerimi kolaylaştıracak bir robot yapar mısın?), yapbozlarla oynamak, su, kum, yulaf unu, mısır unu ve oyun hamuru gibi malzemelerin hepsi yeni ve heyecan verici duyumsal deneyimler sağlar. Yine hamura katılmış yiyecek boyası ve mısır ununa katılmış tarçın ilginç etkiler yaratır, tencere, kapak veya kaşık gibi basit ev eşyalarını birbirine vurmak çocuğun çeşitli sesleri duymasını sağlar. Ailenizle bir orkestra kurabilirsiniz, peçetelerin üzerindeki resimlere/şekillere yenilerini ekleme ya da düz peçetelerin üzerine desenler yapma, top sektirirken onar onar ya da ondan geriye doğru sayma (6 yaş için), ipleri/ yünleri büyükten küçüğe ya da küçükten büyüğe sıralama, çoraplarla kukla yapıp konuşturma, kağıt tabaklara/ bardaklara resim çizme, kutuları kaplayıp hazine sandıkları oluşturup içine en değerli oyuncakları koyma, vb.

Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde bilgiye ulaşma yolu gittikçe kolaylaşmaktadır. Herkesin bilgiye daha kolay ulaştığı noktada YARINA KALABİLENLER, YALNIZCA YARATICI OLANLAR VE YARATICILIKLARINI KULLANABİLENLER OLACAKTIR (Moreno, 1934).

Sevgilerimle.

Gülçin KARADENİZ

27 Mayıs 2016 Cuma

Çocuklar Fazla Soru Sorarsa...


Soru sormak, çocuklar için en önemli öğrenme stratejisidir. Bazen merak ettikleri, anlamadıkları, kaygı duydukları nesne ya da olaylar hakkında sorular sorarlarken bazen de güvenlik duygularının sarsıldığı ve bu duyguyu geriye kazanmaya ihtiyaç duyduklarında sorular sorarlar. 

Çocukların sorduğu sorular yaş grupları, bulundukları kültürel ve sosyal çevre ve aile yaşantısı, yakın zamanda yaşadıkları kayıp, acı bir olay gibi sebeplere göre değişkenlik gösterebilir. 

Çocuğunuz ne sorarsa sorsun, soru sizi ne kadar şaşırtır, mahcup eder ya da korkutursa korkutsun, yüz ifadenizin yumuşak olmasına, sesinizin çocuğunuzu anladığınızı, cevaplama arzunuzu yansıtmasına ve başka soruları teşvik edici nitelikte olmasına çalışın ve de çocuğunuz ne soruyorsa o kadarını cevaplamayı alışkanlık haline getirin!

Çocukların sürekli aynı soruyu sorma nedenleriyse aşırı meraklarıdır. Soruyu her sorduklarında daha ayrıntılı cevap alacaklarını bilirler. Bazense aynı soruyu tekrar sorma nedenleri cevabın gerçekten hoşlarına gitmesi ve tekrar duymak istemeleri olabilir. 

Lütfen meraklı miniklerin hevesini kırmayın! Unutmayın öğrenme ailede başlar, okulda devam eder!

22 Mayıs 2016 Pazar

Oyun

Bugun minik misafirlerimle oynarız diye bir sürü outdoor etkinlik planlamıştım ama birden bastıran ve dinmeyen yağmur yüzünden hiçbir şey yapamadık:((( bundan sonra alternatifler düşünmeyi unutmayacağım! 


7 Şubat 2016 Pazar

Aileden Okula

Merhaba, okul öncesi dönem çocuğunuz varsa mutlaka AİLEDEN OKULA ile tanışmış olmalısınız!

http://www.ailedenokula.com/portal/

Sevgili Bilge'ye emeği için sonsuz teşekkürler...

Gülçin KARADENİZ