21 Aralık 2012 Cuma

Eğer bir çocuk...

Eğer bir çocuk düşman bir çevrede yaşarsa; kavgacılık öğrenir.
Eğer bir çocuk korku içinde yaşarsa; korkmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk daima acıyan insanlarla beraber olursa; kendini zavallı hissetmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa; nefret etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa; kendine güvenmesini öğrenir.
Eğer bir çocuk, onu öven bir çevrede yaşarsa; sevmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk, sevgi içinde yaşarsa; sevmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk, kendine değer veren bir çevrede yaşarsa; bir gayesi olduğunu öğrenir.
Eğer bir çocuk, dürüst muamele görürse; adaletin ne olduğunu öğrenir.
Eğer bir çocuk, doğruluk içinde yaşarsa; hakikatin ne olduğunu öğrenir.
Eğer bir çocuk, daima dostluk, güleryüz ve anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa; dünyanın içinde yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir.
KISACA ÇOCUK; YAŞADIĞI ÇEVREYİ ÖRNEK ALMAYI ÖĞRENİR.
Ann Landers

Abraham Lincoln'den


Zaman alacak biliyorum,
fakat eğer öğretebilirsen ona,
kazanılan bir liranın,
bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona,
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...
 
Eğer yapabilirsen, ona kitapların muzicelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı,
gökyüzündeki kuşların,
güneşin altındaki arıların,
ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği...

Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret,
herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi...

 Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
ve sadece iyi olanları almasını da öğret...

Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,
fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.

Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona,
ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,
dimdik dikilip savaşmasını öğret.
 
Abraham Lincoln

3 Aralık 2012 Pazartesi

ÇOCUK YAŞADIKLARINI YANSITIR:)


EĞER BİR ÇOCUK SÜREKLİ ELEŞTİRİLMİŞSE, KINAMA VE AYIPLAMAYI ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK KİN ORTAMINDA BÜYÜMÜŞSE, KAVGA ETMEYİ ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK ALAY EDİLİP AŞAĞILANMIŞSA, SIKILIP, UTANMAYI ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK UTANÇ DUYGUSUYLA EĞİTİLMİŞSE, KENDİNİ SUÇLAMAYI ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK HOŞGÖRÜYLE YETİŞTİRİLMİŞSE, SABIRLI OLMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK DESTEKLENİP YÜREKLENDİRİLMİŞSE, KENDİNE GÜVEN DUYMAYI ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK ÖVÜLMÜŞ VE BEĞENİLMİŞSE, TAKDİR ETMEYİ ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK HAKKINA SAYGI GÖSTERİLEREK BÜYÜTÜLMÜŞSE, ADİL OLMAYI ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK GÜVEN ORTAMI İÇİNDE YETİŞMİŞSE, İNANÇLI OLMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK KABUL VE ONAY GÖRMÜŞSE, KENDİNİ SEVMEYİ ÖĞRENİR.
EĞER BİR ÇOCUK AİLE İÇİNDE DOSTLUK VE ARKADAŞLIK GÖRMÜŞSE, BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.


Belki çoğunuz bunu defalarca okudunuz ama sık sık hatırlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ


28 Kasım 2012 Çarşamba

Gülçin Karadeniz Ebru Aktan Acar


http://www.idefix.com/kitap/erken-cocukluk-donemine-derinlemesine-bir-bakis-kolektif/tanim.asp?sid=V8O534KYZ3EIIHSCSHTH

Erken Çocukluk Dönemine Derinlemesine Bir Bakış: Fikirler, Paylaşımlar ve Dünyadan Yansımalar

Editörler
Doç. Dr. Ebru AKTAN ACAR
Öğr. Gör. Gülçin KARADENİZ

Bölüm Yazarları:
Prof. Dr. Dilara ÖZER
Yrd. Doç. Dr. Filiz ERBAY
Yrd. Doç. Dr. Lemis ÖNKOL
Yrd. Doç. Dr. Emel TOK
Yrd. Doç. Dr. Nalan KURU TURAŞLI
Yrd. Doç. Dr. Sevil YALÇIN
Yrd. Doç. Dr. Zeliha YAZICI
Uzm. Dr. Bülent MADİ
Dr. Banu DİKMEN ADA
Dr. Zeynep B. ERDİLLER AKIN
Dr. Nalan ARABACI
Dr. Psk. Emine AYYILDIZ
Dr. Tuğba DURAK DEMİRHAN
Uzm. Yelda ACARBAY
Uzm. Gürsu AŞIK
Uzm. Zerrin DOĞANCA
Uzm. Psk. Çağla Tuğba DORTLUOĞLU
Uzm. Şule ERDEN
Uzm. Özlem ÇELEBİOĞLU MORKOÇ
Uzm. Psk. Elçin TADIHAN ÖZKAN
Uzm. Işık SABIRLI
Uzm. Burcu SARI
Uzm. Gamze TEZCAN
Uzm. Psk. Dan. Sibel YALKIN
Uzm. Özlem CANGÖKÇE YAŞAR
Uzm. Psk. Dan. Selma YILDIRIM
Sema KANDEMİR
Maggie PINAR

7 Kasım 2012 Çarşamba

Çocuk ve Yalan




Yalan söylemenin birçok tanımı yapılmıştır. Genel olarak yalan, bir amaç doğrultusunda bilinçli olarak gerçeğin değiştirilmesidir. Woolf (1960) dört yaşından küçük çocukların yalan söyleyemeyeceklerin, çünkü henüz doğrunun ne olduğunu ayırt edecek bilişsel düzeye ulaşmadıklarını ileri sürmüştür. Anna Freud (1965), çocukluk yalanlarını ikiye ayırmış, ceza ya da yetke korkusundan söylenen yalanları "suça yönelik yalanlar", katlanılması güç gerçeklerin yadsınması amacıyla söylenen yalanları ise "düşlemsel yalanlar" olarak tanımlamıştır.

Aslında yalan, çocuğun kendi benlik sınırlarını çizmesinde, özerkliğini tanımlaması ve kabul ettirmesinde yer alan önemli bir düzenektir. Çocuk yalan söylediğinde annesi ona doğru söylüyor gibi davranıyorsa, çocuk annenin kendisini ve düşüncelerini denetleyemediğini düşünür. Böylelikle yalana normal "kimlik" duygusunun kazanılmasında ayrılma ve bireyselleşme girişimi olarak bakılabilir. Ancak yalan söyleme ısrarlı ve kompulsif bir biçim alırsa patolojik narsisizmle sonuçlanarak benlik saygısını ve güçlülük duygusunu arttırmak amacına yönelir.

Bir yalan sıkça ve sürekli olarak dile getirilirse giderek gerçeğin yerini alabilir. Çocuklar ne tür yalanlara başvururlar:

Hayali Yalanlar: Küçük çocuklar gerçeği iyi değerlendiremedikleri için uydurabilirler. Yetişkinler bunları yalan olarak görür.
Taklit Yalanlar: Çocuklar anne-babayı örnek alır. Ana-babanın yalanına tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Doktora gidiyoruz diye gezmeye giden anne-baba çocuğun yalan söylemesine zemin hazırlar.
 Sosyal Yalanlar: Bunlar en yaygın olanlardır. Bir yere gideceğimiz zaman, gitmek istemiyorsak, "hastayım " deriz.
 Savunma Yalanları: Çocuk kendini korumak için yalan söyleyabilirler. Özellikle sık sık eleştirilen çocuklar bu yola başvururlar. Yine çocuğa sert tepki gösteriliyorsa, mükemmelliğe zorlanıyorsa çocuk yalana başvurabilir. "Yalan söylüyorsun" diye suçlanan çocukta , bu yalanların alışkanlık haline gelmesine neden olur.
Yüceltilmiş Yalanlar: Başkalarının hayranlığını kazanmak için söylenen yalanlardır.

Peki ne gibi önlemler alınabilir?
Yetişkinler en iyi modeldirler. .Eğer anne-baba başkalarına yalan söyleyecek olursa, çocuğun dürüstlüğün önemini anlaması çok güç olacaktır. Çocuklar hangi yaşta olursa olsun yaşına uygun bir dille doğruyu söylemek gerekir.
Tepkilerde aşırılık göstermemek gerekir. Anlayışlı ve hoşgörülü olmalı, cezadan kaçınmalıdır. Aşırı tepki göstermek, çocuğun sizin öfkenizden korunmak için, yalan söylemeye devam etmesine yol açar. Bunun için de ebeveyn olarak mükemmeliyetçilikten kaçınmak ve beklenti düzeyini çocuğa uygun belirlemek öenmlidir.
Fazla baskıdan kaçınmalı ve koyduğumuz kurallarla çocuğun yaşamını fazla sınırlamamalıyız. Yine yetişkinler araç olarak kullanmamalıdır. Örneğin; anne ya da babanın çocuğa yalan söyletmesi. Annenin "bu yaptığımızı baban duymasın" demesi.
Çocuk gizli gizli sorgulanmamalıdır. Çocuğa sık sık "Doğru söylersen ceza vermeyeceğim" dedikten sonra, çocuk doğruyu söyleyince "biliyordum" diyerek tepki vermek ya da dayak, çocukta yalanı pekiştirir. Çünkü çocuk doğruyu söyleyince olumsuzlukla karşılaşmaktadır.  Yine çocuk diğer çocuklarla da kıyaslanmamalıdır.
Anne-baba-çocuk iletişiminin güçlü olması gerekir. Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini bizimle konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına rehberlik etmek önemlidir.
Yalan söylediği için çocuğu suçlamamak gerekir. "Yalancı" etiketi yapıştırılmış olan bir çocuk, bu etiketin gereklerini yerine getirecektir, çünkü yaptığı işin kendini yansıttığına inanır. Bu davranışı onaylamasak bile, çocuğun kişiliğini bu davranıştan ayrı tutmak gerekir.
Doğrudan emin olmak için kontrol edin. Çocuğa "ödevin bitti mi" diye sormak yerine "ödevini bitirmene çok sevindim, haydi birlikte kontrol edelim" denilebilir. Bu davranış hem kontrol edileceği için ödevini düzgün yapmasını sağlar, hem de sonucundan çekindiği için yalan söylemez. 

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ



18 Ekim 2012 Perşembe

İşte okul öncesi çocuk:))


Okul öncesi dönem çocukları bazen bizi çıkarımlarıyla hayretler içerisinde bırakıyorlar ama yine de onlar işlem öncesi dönemde veee bilişsel süreçleri (kalıtım, çevre ve kültürü katmazsak) hep aynı şekilde işliyor:). Piaget hala haklı:)))

17 Ekim 2012 Çarşamba

Çocuğu dinlemek


Çocuğu dinleme becerisi; anlayış, empati ve yorumsuz dinleyebilme yeteneği gerektirir. Dinleme, çocuğun isteklerini yapmak amaçlı değildir. Aslında dinlemek  anlatan kişiyi rahatlatmak, anlayabilmektir.

Zaman zaman ebeveynler çocukları ile iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede görevlerinin onlarla konuşmak, öğüt vermek, öneride bulunmak olduğunu düşünebilirler. Oysa önemli olan  uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir. Dinlemek çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine değer verildiğini hissetmesini kendine saygısını ve problem çözme davranışını geliştirir. Çocuklara kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri bir ortam sağlanmalı, eğer ortada bir problem varsa o problemin öncelikle kime ait olduğu bulunmalsına rehberlik edilmelidir. Öncelikle anne-baba çocuğa duygu ve düşüncelerini açıklamak için konuşma fırsatı vermeli, onu dinlemelidir. Dinleme çocuğa ana-baba tarafından önemsendiğini gösterir, değer verildiğini hissettirir.

Bu sırada çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir. Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmelidir. Göz teması çocuğu duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir.  Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilip, davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılır. Sadece sesi ve söyledikleri değil bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken " tamam, sen anlat ben dinliyorum" diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği duymaz.

Dinleme sırasında çocuğun sözü kesilmemelidir. Ancak dinlediğimiz de anlıyorum, üzülmüşsün gibi takip ettiğimize dair kelimeler kullanılarak belli edilmelidir. Bunlar çocuğun anlattığı problemi sorduğu soruları duyduğumuzu, onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir. Çocuk bunu hissederse yardım almak için geleceği ilk kişi her zaman sizler olursunuz.

Çocuğu İyi Dinleme Koşulları;
Sessizlik, 
Çocuğun yüzüne doğrudan bakmak ve beden olarak ona yönelmiş olmak, 
Göz teması kurmak,
Çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak,
Koşulsuz kabulle dinlemek,
Zaman zaman çocuğun anlattıklarının basit bir tekrarı (Anlattıklarını duyduğunuza ilişkin bir mesaj), 
Soruna hemen çözüm getirmeme, "Ne yapmayı düşünüyorsun?" diyerek ilk çözümü çocuktan bekleme biçiminde olabilir.

Çocuğu Dinlemenin Yararları;
Çocuğun kelime dağarcığı zenginleşir. Konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade eder.
Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine kendini sözle anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu, çocuğun toplumsal yaşama uyumunu kolaylaştırır.
Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucunda çocuğun kendine güveni artar. Duygusal ve sosyal yönden gelişmesini sağlar.
Başkaları tarafından dinlenen çocuk da başkalarını kolaylıkla dinler.
Aile içi ve diğer ilişki kurduğu insanlarla sağlıklı bir iletişim içine girmesini sağlar.
Sorgulandığı, suçlandığı veya öğüt verildiği zaman, çocuğun yapıcı ve olumlu düşünmesi zordur. Basit bir "yaaa...hııımmm...anlıyorum...." bile bazen çok işe yarar. Bu tür onaylamalar, anlayışlı, sıcak bir "hımm" la da pekiştirildiğinde, çocuğa kendi duygu ve düşüncelerini keşfetmesi için ortam hazırlar ve kendi çözümlerine ulaşmasını sağlar.
Günlük yaşam içinde anne-baba-çocuk üçgeninde yaşanan, "yap"lar, "yapma"lar, ağlamalar, bağırışlar, isyanlar, yüksek ses tonu, kızmalar, küsmeler, cezalar, tehditler...vb. davranış ve tutumlar zaman içinde ilişkileri uzak ve tek yönlü iletiler haline getirebilir. Sağlıklı bir iletişim, karşılıklı mesaj akışı anlamına gelir. Güç mücadelesine girmek yerine, pratik ve daha az yorucu olan yöntemi seçmek daha mantıklıdır.
Eminim, her olayı çocuğunuzdan ilk duyan siz olmak istersiniz. O zaman dinlemesini bilin!
Sevgiler,
Gülçin KARADENİZ

15 Ekim 2012 Pazartesi

Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Sevdiği Etkilikler Kitabı

İÇİNDEKİLER
 
Okul Öncesi Çocuklarının Gelişim Özellikleri                                                          5


I. Bölüm

ÇOCUKLAR VE KİTAPLAR                                                                              10

Çocuklarımıza Kitap Alırken Dikkat Edeceklerimiz                                                10

Çocuklarımıza Kitap Okurken Dikkat Edeceklerimiz                                              11

Neden Öykü Kitaplarından Aktiviteler?                                                                  12

Unutulan Kardeş                                                                                                      14

Ninem Örgü Örüyor                                                                                     29

Aç Tırtıl                                                                                                                    47

Kırmızı Başlıklı Kız                                                                                      55

 
II. Bölüm

ÇOCUKLAR VE HAYVANLAR                                                                                   73

Civcivler                                                                                                       76

Kaplumbağalar                                                                                                         97

Kuşlar                                                                                                           116

 
III. Bölüm

ÇOCUKLAR VE DOĞA                                                                                     146

Ağaçlar                                                                                                                     147

Taşlar                                                                                                            162

 
IV. Bölüm

ANNE BABA İLE MİNİK GEZİLER                                                                171

Ekmek Fırını                                                                                                 168

Ayakkabı Tamircisi                                                                                       177

 

KAYNAKÇA                                                                                                         184

9 Eylül 2012 Pazar

9 Ağustos 2012 Perşembe

DİSİPLİN


Disiplin; bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma, gururunu kırma gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır; Birincisi, çocuğa anlaşılır, kesin ve sınırları olan, güvenli bir ortam sunmaktır. Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir. Disiplinin ikinci  amacı ise, çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği yani özdenetim kazanmasıdır. Çocuk denetim altında değilken de öğrendiklerini uygulayabilmeli, kurallara uymayı sürdürebilmelidir.
Çocukların gösterdiği uyum ve davranış sorunlarının nedenlerinden birisi de anne babalarının onlara uygun sınırlar koymamalarıdır. Bazı ailelerde disiplin yok gibidir. Çocuğun tüm davranışları hoşgörüyle karşılanır. Bazı evlerde ise disiplin vardır ancak ne zaman, nerede uygulanacağı belirsizdir. Anne babanın tutumu aşırı hoşgörü ile sert cezalandırmalar arasında gidip gelmektedir. Anne babalar kendi ruh halleri, çocuğun yapısı ve çevre koşulları nedeniyle çocuklarına karşı tutarsız davranabilirler.
Öneriler: 
Anne baba davranışlarıyla çocuğa örnek olduğunu unutmamalıdır.
Tutarlılık disiplin için en önemli ilkelerden biridir. 
Anne babanın sözbirliği ve işbirliği yapması disiplin için gereklidir.
Sevgiler,
Gülçin KARADENİZ

3 Ağustos 2012 Cuma

Bunlar da Zebralı Etkinlikler







Kaynak: http://www.momto2poshlildivas.com/2011/08/animal-cracker-math-handprint-zoo.html

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ

hafta sonu çiçekli etkinlikler















İşte size keyifli bir yaz tatili etkinliği daha!! Eminim bir tanesi mutlaka size ve çocuğunuza uyacaktır. İyi eğlenceler:)

Gülçin KARADENİZ