25 Nisan 2012 Çarşamba

MİSAFİR GELEN MİNİKLERE HEMEN ATLAMAYIN!



Malum bizde adettir misafire "özel ilgi" gösteririz!! Özellikle küçük çocuğu sevdiğimizi herkese ispatlama çabasına gireriz!!! Çocuk da ne yapıyor koskoca kadın/ adam diye şaşırır kalır! Ziyaretin ilk anlarında yetişkin misafirlerinizle ilgilenerek çocuğun güvenini ve kendisini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Elbette ona da "hoşgeldin" diyebilirsiniz, ama ilk beş-on dakika fazla ilgilenmeyin derim! İnanın sonra o hem size hem de yeni girdiği için tedirgin olduğu ortama alışacaktır.

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ



3-6 Yaşlar Arasındaki Çocuklar İçin OLMAZSA OLMAZLAR

•  Çocuğunuzun elbiselerini birlikte seçin ona en az iki seçenek sunun ve kendi başına giyinmesi için cesaretlendirin, gerektiğinde yardım edin (Çocuğunuza düğme çözme-ilikleme, fermuar açma-kapama, çıt çıt açma-kapama gibi becerileri kazandırmalısınız).
•  Çocuğunuzun model alarak öğrenir. Ona olumlu davranışları kazanabilmesi için doğru model olmalısınız. Ondan beklediğiniz davranışlar için (Lütfen ifadesini kullanmak, teşekkür etmek, özür dilemek, izin istemek vb.) model olun ve bu davranışların nedenini açıklayın.
•  Çocuğunuza yaşına uygun ve başarabileceği sorumluluklar verin (Örn: Yemek hazırlıkları sırasında yardım etmesi).
•  Çocuğunuz sorumluluğunu yaptığında ya da bir etkinlikte başarılı olduğunda onu ödüllendirin ( bu bir öpücük ya da alkış olabilir).
•  Yanlış davranışlarını görmezden gelmeyin (elbette fiziksel olarak cezalandırmayın) ancak hoşlandığı etkinlikleri kısıtlayabilir ve bunu neden yaptığınızı ona anlayabileceği şekilde anlatabilirsiniz. En önemlisi kararlı ve tutarlı olun.

•  Çocuğunuzun hayatı deneme-yanılma yoluyla öğrenmesine fırsat verin. Yanlışları karşısında sabırlı olun, yanlışını kendisinin dile getirmesini/ ifade etmesini sağlayın.
•  Problemlerini etkin ve aktif olarak dinleyin. Bunun için beden dilinizi (başınızı sallamak vb) kullanın.
•  Çocuğunuzun cinsellikle ilgili sorularına "sadece sorduğu soruya", sakin olarak, tereddütsüz cevap verin. 
•  Çocuğunuzu ilgilendiren bütün konularda kararı onunla birlikte verin. Her fırsatta onun fikrini sorun.
•  Çocuğunuza kitap okuyun, öykü anlatın ve daha sonra bu öyküyü birlikte canlandırın.
•  Gezintiler yaparak, çevreyi gözlemlemesini ve sosyal kuralları yaşayarak öğrenmesini sağlayın (Alış veriş yapmak, eğlenmek vb.)
•  Çocuğunuza sizinle ve diğer yetişkinlerle sohbet etmesi, telefonla konuşması için fırsatlar verin.
•  Çocuğunuza gelişimini destekleyici, hem birlikte hem de diğer çocuklarla birlikte oynayabileceği oyuncaklar almayı tercih edin. (Yap-bozlar, hafıza kartları, evcilik oyuncakları, tamir aletleri, legolar, kavram kartları, boyalar, boncuklar, hayvanlar vb.)
Tüm Etkinlikleriniz Sırasında; çocuğunuzun beş duyusunu kullanmasına özen gösterin Yeni bir bilgi verirken; en çok tanıdığı nesneden, en az tanıdığına; yardımla yapabilmeden yardımsız yapmaya doğru bir sıra izleyin. Ona tekrar tekrar deneme, benzer ve farklı yöntemler kullanma fırsatları vermelisiniz ve en önemlisi onun adına yapmak yerine ona rehber olmayı tercih edin.

Ne diyeyim kolay gelsin:)

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ



Normal Gelişim Gösteren Bebeklerin Yapabilecekleri...

       Yeni Doğan (0-4 hafta)
        Fizyolojik hipertoni vardır
        Moro, emme ve yakalama refleksi pozitiftir
       2 ay
        Yüzüstü yatırılınca başını kaldırabilir
        Annesini tanır
        Kendine özgü sesler çıkarır
       3 ay
        Yüzüstü yatarken, kollarına dayanarak başını ve göğsünü kaldırır
        Eşyalara uzanır
        Moro ve yakalama refleksi gözlenir
      6 ay
        Kısa süre oturmaktan hoşlanır
        Elindeki eşyaya bakar ve ağzına götürür
        İki elini birleştirebilir
      7 ay
        Kendi kendine yüz üstünden sırtüstüne dönebilir
        Emeklemeye başlar
        Öğretilirse bardaktan içebilir
        Yabancıları yadırgamaya başlar
       10 ay
         Yatar durumdan oturur duruma geçebilir
         Kendini çekerek ve tutunarak ayağa kalkabilir
         Emekleyerek veya oturur durumda sürünerek hareket edebilir
         Şişe veya bisküviyi eliyle tutup kendi kendine beslenebilir
       12 ay
         Bir elinden tutulursa yürüyebilir
         2-4 kelimeyi anlayarak söyler
         Top ile oynar
         Giydirilirken hareketleri ile annesine yardım eder
         Resimli kitaplara bakmaktan hoşlanır
         Yabancıları tanır ve hoşlanmaz
       15 ay
         Yardımsız kalkar ve yürür
         Merdivenleri emekleyerek çıkar
         2 küpü birbiri üzerine koyabilir
         4-6 kelimeyi anlayarak söyler
       18 ay
         Merdivenleri çıkabilir
         Acemice koşar
         Çekmece ve dolapları karıştırır
         3 küpü üst üste koyabilir
         10 kelimeyi anlayarak söyler
         Tepinme gibi kızgınlık belirtileri gösterir

Bir de misssleeerr gibi kokar:)

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ



Bebek Nasıl Yapılır?

"Bebek yapmak için anne bir yumurtanın üzerine yatar sonra baba gelip yumurtayı kırar"
(Abby, 6 yaşında)


 "Ben asla bebek yapmicam... Babam dedi ki bebek beklerken kadınlar her gün biraz daha hasta ve manyak oluyormuş"
(Marie, 6 yaşında)
"Bir kadınla bir erkek yatağa girdikleri zaman, ikisinden birinin bebeği olacak demektir"
(Paul, 6 yaşında)
"Bebek annemizin içinden çıkar, doktor da onun poposuna vurur çünkü bebek, doktoru ısırmıştır"
(Edward, 6 yaşında)


"Bebek yapmak için, bunu önemsemeyen biriyle olmak gerekir"
(Shelley, 7 yaşında)
"Karşımızdaki evdeki adamın karnında bebek var ama bir türlü dışarı çıkamıyor"
(Alistair, 6 yaşında)
"Bebek yapmak için önce aşık olursun, evlenirsin... veya bunlara gerek de yok aslında..."
(Jo, 6 yaşında)
"Bebek yapmak için uygun zamanı kollamak lazım, evde misafir olmaması lazım"
(Lyn, 6 yaşında)
"Ben nasıl yapıldığını biliyorum ama hiç yapmadım"
(Francis, 5 yaşında)
"Kediyseniz bebek yapmanız daha kolaydır"
(Paulette, 6 yaşında).
Bu çocuklar bir alem!
Sevgiler,
Gülçin KARADENİZ

Bebeğin 0-12 ay için beklenen gelişim basamakları


Ay
Fiziksel Beceriler
Sosyal Gelişim
Dil Becerileri
1
Uzatılan elleri ayaklarıyla iter. Oturma pozisyonunda kafasını 1-2 saniye dik tutar.
Kucağa alındığında huzurlu olur,sakinleşir. Banyodan hoşlanır, gülümser.
Ağlamadan başka sesler çıkarır. Çanı dinler.
2
Yüzüstü pozisyonunda kafasını 30-45 derece yukarı kaldırır. Güçlü tepinir.
Gülümser, biri onunla konuştuğunda ses çıkarır.
Gözleriyle sesi arar. Müzik dinler.
3
Oturma pozisyonunda sırtını dik tutar. Yüzüstü pozisyonunda başını vegöğsünü 90 derece kaldırır.
Gözleriyle hareket eden kişiyi izler. Test yapan kişinin bakışınagülümsemeyle ya da sevgi sesleriyleyanıt verir.
İki farklı ses çıkarır. Sesi başını çevirerek arar.
4
Sırtüstü pozisyonda ellerinden çekildiğinde kafasını kaldırır. Kafasını sürekli olarak dik tutar.
Biri onunla oynadığında mutlu tepkigösterir. Kafasını konuşan kişiye çevirir. Çan sesini duyduğunda kafasını çevirir.
Müzik duyduğunda agular ya da ağlamayı keser.
5
Bir yandan diğer yana döner. Sırt üstü pozisyonda ellerinden çekildiğinde kafasını ve omzunu kaldırır.
Biri kucağına almak istediğinde sabırsız hareketler yapar. Kaşığı tutabilir.
Sevdiği kişiyle agulama biçiminde konuşur. Ahenkli sesleri dinler.
6
Sırt üstünden yüzükoyun pozisyona ve ters yöne döner. Kendi ayak parmaklarını tutar ve onlarla oynar.
Kucağa alınmak istediğinde annesine uzanır. Bardak ya da kaşıkla ilgilenir.
Dört farklı ses çıkarır. Çağrıldığında sesle yanıt verir.
7
İleriye doğru gitmeyi güçlü vücut hareketleriyle dener. (Emekleme reaksiyonu) Bağımsız oturur. (En az 1 dakika)
Ağzına tutulduğunda, bardaktan içebilir. Yabancı ile tanıdığı ayırt edebilir
İki heceli agular. Sohbetleri dinler ve katılmayı dener.
8
Bir ayağı oturma pozisyonunda, diğeri önde durmayı dener. (Yürüme reaksiyonu) Sıkı tutulduğunda iki bacağı ile kalkar.
Aynaya tepki gösterir, gülümser ya daonunla oynar. Yardımla, içerken bardağı tutar.
Arka arkaya dört heceyi agular. Örneğin: dadadada. Saat sesini dinler.
9
Herhangi bir yerden ileriye ya da geriye hareket eder. (Emekleme reaksiyonu) Bağımsız olarak kendini yukarıya çeker ve bir yere tutunursa ayakta durur.
Uzun süre bağımsız olarak yerde oturur ve oynar. Sevgisini gösterir.
"Anne", "baba" ya da başka bir sözcük söyler.
10
Ellerini ve dizlerini koordine ederek emekler. (Emekleme reaksiyonu) Mobilyalara tutunur ve yana adım atar.
Baş parmağı ve işaret parmağıylakırıntıları ağzına götürür. El sallar.
Yalnız olduğunda, kendi kendine konuşur. Çanı çalar.
11
Destekle yürüyebilir.
Bardak, kaşık ve tabakla oynar. İki eliyle alkışlar.
İki sözcüğü net olarak söyler. En az 10 saniye resimlere bakar.
12
Bir alçak basamağa çıkar.
Basit isteklerde bulunur. (Örneğin: Bardağı bana ver). Bardağın içine küçük nesneleri koyar ve çıkarır.

Üç sözcüğü rahat anlar, söyler.

Sevgiler,
Gülçin KARADENİZ


24 Nisan 2012 Salı

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ SOSYAL DUYARLILIK ÇALIŞMASI III. HAFTA

Önce yeni kavramlar öğrendik;
 Heykel oyunu oynadık;
kendimizi değerlendirdik;
üniversiteye dönünce günün değerlendirme toplantısını yaptık;

Bir çocuğa yapılabilecek en değerli yardım


Bir çocuğa yapılabilecek en değerli yardım başarabileceği konularda ona yardım etmemektir.

22 Nisan 2012 Pazar

Anneler Günü Çiçeği

Sare Şafak Anaokulu Öğretmenlerinden Sevgili Sevcan Öğretmen'in bana yapmayı öğrettiği güzel laleyi sizlerle paylaşmak istedim. Denemek isteyenler varsa;

Malzemeler:
Renkli fon kartonu (istenilen renkte)
Yapıştırıcı
Grapon kağıdı (büyük boy)
Pamuk
Rafya (istenilen renkte)
Yeşil fon kartonu
Renkli simler, pullar
Pipet yada mukavva

Yapılışı:
Fon kartonunun üzerine lale şekli çizilir. Kağıt ikiye katlanır ve kesilir. Lale şekilleri ortaya çıktıktan sonra aralarına pamuk konularak kenarlarından yapıştırıcı yardımı ile yapıştırılır. Pipet veya mukavva ile laleye sap yapılır. Daha sonra yeşil fon kartonu ile yaprak yapılarak kesilir. Kesilen yaprak, lalenin sapına yapıştırılır. Grapon kağıdı kesilir ve kullanışlı olması için ikiye katlanır. İkiye katlanan grapon büzgüllü olacak şekilde kıvrılır ve lale içine konulur. Daha sonra rafya ile bağlanır. İsteğe bağlı olarak da sim ve pullarla süslenir.


Teşekkürler Sevgili Sevcan GÜZEL♥


Sizi seviyorum Sare& Şafak Anaokulu:)


20 Nisan 2012 Cuma

Sosyal Sorumluluk Projemiz 5. Hafta

Proje gönüllüleri:

AYSEL MAHMUTÇEPOĞLU

NUR  YETGİN
MELİS TÜMER
EDA  KÜRCE
ESRA  KESKİN

ÖZDEN ŞAFAK ŞİŞİK, İREM BÜŞRA TAŞPINAR ve EBRU ŞENAY

ZEYNEP  UĞURLU

DİLAY SÜLOĞLU
AYŞEGÜL  ÖKSÜZ
ZÜLEYHA İCLAL AĞAN
ÖZLEM  ABAKLI
JÜLİDEUÇAK

AHMET MURAT BAŞARAN

BETÜL AYSU  ACARTÜRK

PINAR KAYA








19 Nisan 2012 Perşembe

Bebekler ve Bağlanmanın Önemi

…. Ebeveynler, yedi aylık ve çok ciddi uykusuzluk sorunu yasayan bebekleri için Lebovici’ye danısırlar. Anne, eşiyle birlikte işlettigi işyerinde yoğun bir şekilde çalışmakta ve bu nedenle bebğge ayırdığı zamanda yorgun düşmekteydi. Bebeğin uyuma güçlüklerinden dolayı, anne de uyuyamamaktaydı. Zihni uykusuz bebeğine ilişkin düşüncelerle dolmaktaydı. Üstelik kocasıyla sevişemez hale gelmişti. Anneyle yalnız görüştükleri ikinci görüşmenin sonunda, Lebovici, annenin bebeği kollarında taşımasını ister. Anne bebeği öyle bir şekilde tutar ki, bebeğin başı kendi omzunun üzerinden sarkar ve bebeğin bu durumda tek görebilecegi yer arkadaki duvardır. Daha sonra onu sallamak istediğinde yukarıdan aşağıya doğru sert bir şekilde, neredeyse hiddetle sarsmaya başlar. Lebovici bebeğin kendisini görebileceği şekilde tutması için anneye yardım eder; o ana kadar ağlayan ve huzursuz olan bebek sakinleşir. Lebovici anneye şöyle der: “Bebeğinizi sakinleştirdiniz çünkü ilk kez onun sizi anne kılmasına izin verdiniz: siz ona bakarken, o sizebakabildi.” (akt., Abrevaya, 2005).


Bowlby’nin bağlanma kuramına (1969) göre bebekler, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için bakım veren kişi ile yakın ilişkiler içinde olmalıdır. Bağlanma bebeklerin hayatta kalmalarını sağlayan biyolojik bir işleve sahiptir. Bebeğin erken dönemde yasadığı bu ilişkide, bakım veren kişinin, çocuğun gereksinimlerine ihtiyacı olduğunda karşılık vermesi, destekleyici ve ulaşılabilir olması gibi özellikleri, ilişkinin niteliğini belirler. Bu bebekte temel güven duygusunu oluşturur.  Ağlama, yabancılardan korkma gibi bağlanma davranışları; bebeğin bakım aldığı kişi ile yakınlığını sürdürmek için sergilediği aktif çabalardır. Yaş ilerledikçe çocuk ayrılmanın üstesinden gelmeye başlar. Annesinden erken ayrılan, şiddet uygulanan ya da ihtiyaçları tutarlı bir biçimde doyurulmayan bebekler; ayrılma ve bağımız olma durumlarına atipik tepkiler gösterirler (Bowlby, 1969).

KAYNAKLAR:
Abrevaya, E. (2005). Yasamın başlangıcında beden ve söz. Psikanaliz Yazıları, 11, 65-76.
Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1: Attachment. London: Penguin Books. 

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ


17 Nisan 2012 Salı

Özlem Zayim ÇAK

Çocuklarınızla ağaçlar yapmaya ne dersiniz ister ellerinizi parmak boyasına batırarak:)


İsterseniz kağıtları kullanarak;


Bu ağacı bana yapıp getiren ve nasıl yapılacağını öğreten Sevgili öğrencim Özlem ÇAK ZAYIM'a tekrar çok teşekkür ederim:) Yeni çıkacak kitabımızda yapılışını detaylı olarak bulabilirsiniz:)))



Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ

12 Nisan 2012 Perşembe

Çocuğa Ceza Vermek

Ceza, olumsuz bir davranışın yapılmasından sonra o davranışa bağlı olarak, davranışa yönelik yaptırımın uygulanmasıdır (yani yemeğini yemedin parka gitmeyeceksin cezası olmaz yemek başka park başkaJ). Ceza istenmeyen davranışların ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerden biridir (yemeği bitene dek masada tek başına oturmak bir cezadır, parka gitmek ama parkta yemekte uzun kaldığı için parkta oynama süresinin azalması büyük bir cezadır). Cezalandırma, davranışı değiştirmez, ancak bastırabilir. Bu yönüyle ceza, yeni bir davranış öğrenmeyi değil, istenmeyen olumsuz bir davranışı yapmamayı öğretmektedir. Ceza hem suçu aşmamalı hem de uygulanabilir ve gerçekçi olmalıdır. Terlik giymemek, yemekten önce elini yıkamamak, sofrada eğri oturmak, evin içinde koşmak, cezalandırma nedeni olmamalıdır.

Davranışları sadece ceza ile yönlendirme sorun doğurur. Bu durum çocuklarda; korku, kin, nefret gibi duyguların oluşmasına sebebiyet verebilir. Hakaret gibi ceza uyarıcıları, çocuğun karakter gelişimini olumsuz yönde etkiler. Üstelik bu ceza yöntemine karşı çocuk, bir çeşit bağımlılık kazanacağından süreç itibariyle cezanın dozunun sürekli artırılması gerekecektir. Örneğin sürekli uyarılan ceza alan çocukta bir süre sonra bu sözlere karşı bir “sağırlık” başlayacak tamam cezamı çekerim bildiğimi de yaparım fikri gelişecektir.

İlk kural davranış çığırından çıkmadan çocuğun durdurulmasıdır. Bu kesin bir dille ve kararlılık belirten bir ses tonuyla yapılmalıdır. Soğukkanlı bir tutumla daha iyi sonuç alınır. Aslında çocuklar neyin niçin yapılmaması gerektiğini çok iyi bilirler. Uzun söylevler çekerek, çocuğa suçunun sonuçlarını abartarak anlatmak etkisiz bir yoldur.  Ebeveynlerin çocuklarının hayatına kazandıracakları olumsuz davranışları engellemek yerine olumlu davranışlar kazandırmak olmalıdır. Ceza yönteminde oluşabilecek önemli sorunlardan bir diğeri de, algının bozulmasıdır. Ceza yöntemi çocuk üzerinde etkili olduğunda, bu durum zamanla ceza yöntemini uygulayan anne babalar için algı bozulmasına yol açar. Ebeveyn, çocuklarının olumsuz davranış sergilemedikleri zaman bu noktaya odaklanıp kalırlar. Yani sadece istenmeyen davranışların engellenmesiyle, olması gereken güzel davranışların eksikliği, zamanla, anne baba için önemli olmamaya başlar. Bazı durumlar da çocuk cezadan kaçmak için yalana sığınabilir. Bu şekilde de çocuğun olumsuz bir davranışı bastırılmaya çalışılırken, başka bir olumsuz davranış ortaya çıkabilir. Sözgelimi, evdeki bir eşyaya zarar veren çocuğun cezalandırılması, çocuğun cezadan kaçmak için yalan söylemesine yol açabilir.

Ceza konusunda tutarlı davranmak da önemlidir. Bir gün cezalandırdığınız davranışı başka bir gün hoş görüyorsak cezanın eğitici değeri düşer. Çocuktan isteklerimizi anında yerine getirmesi beklenmemelidir. Örneğin bahçede oynayan çocuğu çağırır çağırmaz gelmedi diye cezalandırmak yerine. On-onbeş dakika öncesinden seslenerek bir daha seslendiğimde evde olacaksın (ya da saati varsa şu saatte evde olacaksın). Çünkü çocuğun oyundan kopması zordur. Beş on dakika süre tanınmalıdır. Ortalığı dağıtan bir çocuğa ‘Hemen şimdi odanı topla diyorum sana’’ demek yerine “yemekten önce bunları toplamayı unutma” diye kesin konuşmak daha etkili olacaktır.

Cezanın etkili olması için gereken şartlar:
·        Denetlenen, cezayı yoksun bırakıcı, tehlikeli ve acı verici olarak algılamalıdır.
·        İstenmeyen davranışın yok edilmesi için ceza yeteri kadar caydırıcı olmalıdır.
·        Denetlenen cezadan kaçamamalı ya da gereksinimini karşılayabilmek için denetleyene bağımlı bir ilişki içinde olmalıdır.
·        Ceza, kabul edilmeyen davranışın hemen ardından gelmelidir.

Ceza yaptırımı üç şekilde uygulanır:
1. Ceza, istenmeyen olumsuz davranışlara karşı genel olarak iki şekilde uygulanır. İlki, istenmeyen olumsuz davranış sert / itici bir yaklaşım ile sonuçlandırılır. Dayak atmak gibi... Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılsa bile hiç uygun bir davranış değildir. Model alarak öğrenen çocuk da diğerlerine (kardeş ya da arkadaşlarına) vurmayı öğrenir. Çocuk önce ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre (saat gösterilir), genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir. Bekleme süresi, çocuğun yaşıyla aynı olmalıdır. Mesela, 4 yaşındaki bir çocuk için 4 dakika gibi. Ceza süresi uzun olursa, çocuk neden oraya konduğunu bir süre sonra unutacaktır. Eğer çocuk, böyle bir cezayı protesto edip, duruma itiraz ederse bekletilme süresi uzatılabilir. Bu durum iki hafta içinde çocuğa uyum sağlamayı öğretecektir. Burada yapılan en büyük yanlış annelerin çocuklarına kızdıktan bağırdıktan sonra onları aşırı şımartmaları, vicdan azabı çekip çocuğa karşı aşırı izin verici davranmalarıdır. Ceza süresi dolan çocukla neden orada olduğu konuşulmalıdır. Çocuk ilk etapta o bana vurdu, sen bana böyle yaptın gibi cümleler kuracaktır. Bu durumda çocuğa kendi yaptığı sorulmalıdır ve kendi davranışı sorgulatılmalıdır. Örneğin: “ben, ….dan dolayı buradaydım” diyene dek (orada olma nedenini itiraf edene dek) konuşmaya devam edilmelidir. Ebeveynler “tamam o sana …. yapmış olabilir ama sen neden burasın bana söyler misin?” şeklinde sorularla çocuğu yönlendirebilirler. Çocuktan yine “ben” diliyle başlayan bir cümle kurarak köşeden kalkması istenir. Örneğin, “arkadaşlarıma iyi davranacağım” ya da “vurmayacağım” doğru cümleler değildir. Bu şekilde cevap veren çocuğa “peki arkadaşına iyi davranıp ne yapacaksın” ya da “vurmayacaksın ne yapacaksın” soruları yöneltilebilir. Çocuktan beklenen cevap “ben oyuncağı isteyeceğim, sıramı bekleyeceğim vb.” kendi davranışına yönelik ifadeler olmalıdır. Ebeveynler de en son “ben de sıranı bekleyeceğine inanıyorum” diyerek çocuklara olumlu pekiştireç vermelidirler.


2. İkinci yaptırım ise, ödülün kaldırılmasıdır. Bu durum çocuğun çok severek yaptığı işlere kısıtlama getirilmesidir. Sokağa çıkma yasağı gibi yaptırımlar bunun içindedir. Çocuklar, anne - babalarını dinlememekte ısrar ediyorlarsa, kısıtlama yoluna gidilir. Ödülün ortadan kaldırılması yöntemi uygulanırken bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Beslenme gibi çocuğun gerçekten ihtiyaç duyduğu şeylerde kısıtlamaya gidilmemelidir. Bu yöntemin gerçekten etkili olması isteniyorsa, çocuğun gerçekten yapmak için çok heves ettiği bir şey kısıtlanmalıdır. Ayrıca ebeveyn, kısıtlanacağını belirttiği hususu gerçekleştirmelidir. Örneğin, çocuğa davranışını düzeltmediği sürece çikolata yiyemeyeceği söylenmişse, davranışını düzeltmediği ya da olumlu davranış göstermediği sürece gerçekten çikolata alınmamalıdır.

3. yöntem, çocuğa yaptığını düzelttirmek yoludur. Bilerek kırdığı bir arkadaşının oyuncağını ya da bir camı çocuk harçlığından ödemelidir. Kardeşlerinin ya da arkadaşlarının eşyalarına bilerek verdiği zararı da ödemelidir. Bu yol, çocuğa davranışının sonucuna katlanması gerektiğini öğretir.

Sonuç olarak; çocuk eğitiminde ceza yöntemine geçilmeden önce, eldeki tüm imkânlar denenmelidir. Eğitim sürecinde, ceza yönteminin çocuğun eğitimine ve psikolojisine katkı sağlamadığını fark etmek gerekir. Yalnızca çok istisnai durumlarda ceza yöntemi olumlu sonuçlar verecektir. Bu nedenle ceza yöntemi, bütün yollar denendikten sonra hala devam eden olumsuz davranışların bastırılmasında son çare olarak kullanılabilir.

Sevgiler,

Gülçin KARADENİZ

9 Nisan 2012 Pazartesi

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ SOSYAL DUYARLILIK ÇALIŞMASI II. HAFTA

II. HAFTAMIZDAN GÖRÜNTÜLER:)























Proje gönüllüleri:
AYSEL  MAHMUTÇEPOĞLU
NUR  YETGİN
MELİS  TÜMER
EDA  KÜRCE
ESRA  KESKİN
ÖZDEN ŞAFAK  ŞİŞİK
ZEYNEP  UĞURLU
EBRU  ŞENAY
DİLAY SÜLOĞLU
AYŞEGÜL  ÖKSÜZ
ZÜLEYHA İCLAL AĞAN
ÖZLEM  ABAKLI
JÜLİDE  UÇAK
AHMET MURAT BAŞARAN
İREM BÜŞRA  TAŞPINAR
BETÜL AYSU  ACARTÜRK
PINAR  KAYA