1 Eylül 2013 Pazar

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YARATICI DÜŞÜNCEYİ DESTEKLEMEK İÇİN ÖNERİLER

Sevgili anne-babalar, bu yazımda sizlere evde çocuklarınızla hangi oyunları oynayarak yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini geliştirebileceğinizi paylaşmak istiyorum. Yaratıcılık; yeni, özgün ve beceriye dayalı bir ürün olarak ortaya çıkmış veya henüz ürüne dönüşmemiş, kendine özgü bir problem çözme sürecini içeren, kişinin zekâ unsurlarını da özgün ve üretime dönük kullandığı bilişsel bir yetenektir. Yaratıcılık her bireyde doğuştan var olan bir yetenektir ve aynı vücuttaki kaslar gibi esnetip çalıştırılması gerekir. Bu da ancak eğlence yoluyla “oyun”la mümkündür. Çocuğun en büyük işi ve eğlencesi olan oyun, onun tüm gelişim alanlarına katkıda bulunan tüm beceri ve deneyimlerinin bütünleştirildiği, olgunlaştığı yaşama uyum sağlayıcı davranışların geliştiği ciddi bir uğraştır. Çocuk oyun ile düşünür, deneyim kazanır. Oyun; doğal ve aktif öğrenme ortamı sağlar. Oyun ve eğitim bir bütün olarak düşünülmelidir. İşte çocuğunuzun eğitiminde doğal ortamda yapabileceğiniz etkinlik örnekleri;
Bol bol resimli öykü kitapları okumak ve okumaya zaman zaman ara vererek çocuğa çeşitli sorular sormak (kitabın sayfasını kapatıp tavşanın şapkası ne renkti? Sence tavşan kırmızı şapka takmasa şapkası ne renk olurdu? Sen olsan Maymuna ne derdin? Sence bu ailenin oturduğu ev nasıldır? O an okunan kitapla daha önce okunan başka bir kitap arasındaki benzerlikleri konuşma ya da kitap bitince kahramları karşılaştırma –sence Kırmızı Başlıklı Kız ormanda Caillou’yu görse ne derdi?...),
Mandallarla örüntüler oluşturmak (ipe çamaşır asarken çocuğunuzdan size bir kırmızı, bir sarı, bir yeşil mandal vermesini isteyin sonra yeniden aynı sırayı tekrarların sonra bu sırayı oluşturmayı ona bırakın),
Kurabiye yapımı,
Başka ne kullanabilirdin, başka ne olabilirdi, büyüğü olsa nasıl olabilirdi, küçüğü olsa sence nasıl olabilirdi sorularını sormak,
Yerine geçebilecekleri düşündürtmek (elbise askısı yok sence yerine ne kullanabilirim, elbise askısına ne eklersek giysilerimiz daha güzel kokar vb.)
Legolarla oynamaya teşvik etmek bir problem verip onun için çözüm üretecek bir ürün yaratmaya yönlendirmek (örneğin; Legolarınla mutfakta benim işlerimi kolaylaştıracak bir robot yapar mısın?)
Yapbozlarla oynamak,
Su, kum, yulaf unu, mısır unu ve oyun hamuru gibi malzemelerin hepsi yeni ve heyecan verici duyumsal deneyimler sağlar. Yine hamura katılmış yiyecek boyası ve mısır ununa katılmış tarçın ilginç etkiler yaratır,
Tencere, kapak veya kaşık gibi basit ev eşyalarını birbirine vurmak çocuğun çeşitli sesleri duymasını sağlar. Ailenizle bir orkestra kurabilirsiniz,
Peçetelerin üzerindeki resimlere/şekillere yenilerini ekleme ya da düz peçetelerin üzerine desenler yapma,
Top sektirirken onar onar ya da ondan geriye doğru sayma (6 yaş için),
İpleri/ yünleri büyükten küçüğe ya da küçükten büyüğe sıralama,
Çoraplarla kukla yapıp konuşturma,
Kağıt tabaklara/ bardaklara resim çizme,
Kutuları kaplayıp hazine sandıkları oluşturup içine en değerli oyuncakları koyma,
Unutmayın! Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde bilgiye ulaşma yolu gittikçe kolaylaşmaktadır. Herkesin bilgiye daha kolay ulaştığı noktada YARINA KALABİLENLER, YALNIZCA YARATICI OLANLAR VE YARATICILIKLARINI KULLANABİLENLER OLACAKTIR (Moreno, 1934).
Sevgilerimle.
Gülçin KARADENİZ
 
 

17 Ağustos 2013 Cumartesi

DUYGU SOSYALLEŞTİRME

Duygu sosyalleştirme; ebeveynlerin çocukları olumsuz duygular ve sorunlar yaşadıklarında onların bu duygularına verdikleri tepkiler ve kurdukları iletişim yoludur (Eisenberg ve ark., 1999; Gottman ve ark., 1996). Bu durum; anne babaların inanç, hedef ve duygu düzenlemelerini içerir. Rahatlatma, sorunla başa çıkma için yardımcı olma gibi yöntemler olumlu duygu sosyalleştirme tepkileri olarak değerlendirilirken küçümseme ve cezalandırma gibi yöntemler olumsuz tepkiler olarak değerlendirilmektedir (Eisenberg ve ark , 1999; Garner, Dansmore ve Southam- Gerrow, 2007; Gottman ve ark., 1996; McElwin ve ark., 2007; Mirable ve ark., 2009; ; Warren ve Stifter, 2007; Yağmurlu ve Altan, 2011; Yağmurlu, Yavuz ve Altan, 2012; Yap ve ark., 2010).

Duygu sosyalleştirme yaklaşımları çocuğa güvenli bir duygusal çevre yaratmayı, çocuğun duygularını anlamasına yardımcı olmayı, uygun duygusal tepkiler konusunda çocuğa model olmayı ve çocuğun kendi duygu düzenleme çabalarını takdir etmeyi içermektedir. Çocuğun duygu düzenleme becerileri kazanması bu aşamaların sonucudur (Eisenberg ve ark., 1999; Garner, Yağmurlu ve Altan, 2010).

Ebeveynler, saldırganlık ve azarlama gibi duygu yoğunlaştıran davranışları çocuğun sıkıntı kaynağına odaklanmasına yol açar ve sıkıntıyı azaltmada başarısız olur. Anne/babanın çocuğun duygusal uyarılmışlığını ve gerginliğini fiziksel olarak azaltma isteği ise, çocuğu sakinleştirme çabalarını temsil eder. Diğer kullanılan bir teknik de dikkat dağıtma tekniğidir ki bu; çocuğun dikkatini sıkıntı odağından uzaklaştırır ve yaşadığı sıkıntıyı azaltır (Mirable ve ark., 2009). Kızgın ya da cezalandırıcı anne baba tutumları çocuğun duygu düzenleme gelişmini engeller, çünkü bu tip anne baba tutumları çocuk için zayıf duygu düzenleme modeli oluşturur ve çocuğun özerk olarak düzenlemekte zorlanacağı aşamaların sıkıntısını arttırır (Mirable ve ark., 2009).

Duygu yetkinliği kazandırmak en önemli noktalardan birisidir. Duygu yeterliliği; diğerlerinin duygularının farkında olma, duygu ifade düzeyi, empati ve hissettiği ve dışa vurduğu duyguların ayrımında olma gibi duygusal yeterlilik özelliklerinin kazanılmasıdır (Akt. Saarni, 2011). Bu şekilde çocuğun duygularını cezalandırmak ya da küçümsemek yerine, duygusal yetkinliğini arttırmaya yönelik destekleyici anne baba tepkilerini amaçlar. Duygusal yetkinlik, bireyin kendi duygularını ve başkasının duygularını anlamasını ve bu duyguları uygun bir biçimde ifade edip düzenlemesini içerir. Anne babaların bu şekilde gerçekleştirdiği sosyalleştirme ileriki yıllarda çocuğun psikopatoloji riskini azaltmakta ve çocuğun sosyal yetkinliğini de arttırmaktadır (Denham, 1993). Ayrıca bu modelin bazı çocukların dışsal psikopatoloji (davranım bozukluğu vb.) , bazılarının ise içsel (depresyon vb.) psikopatoloji gösterdiğine cevap vermemektedir ( Saarni, 1990, Denham, 2007).

Her bir duygunun farklı bir motivasyonu ve hizmet ettiği faklı bir işlevi vardır (Izard, 1977). Örneğin, ilgi duygusu motivasyonunu dikkatten alır ve çabuk kavrama, öğrenme sağlar. Korku koruyucu davranışlara sebep olur, öfke hedefin önündeki engellere karşı düşünce ve eylemlere zemin hazırlar ( Magaci ve Mcfadden, 1996). Benzer şekilde anne babaların kız çocuklarının daha çok üzüntü ve kaygı duygularının sosyalleştirildiğini ve anne babalığa yayılan bu tutumun kız çocuklarının kaygı ve üzüntü duygularına yol açan zor durumlarla başa çıkma becerilerine katkıda bulunduğunu belirtmektedir. Ancak böyle bir örüntü uygun olmayan durumlarda - mesela uygun duygunun öfke olduğu durumlarda- da kız çocuklarının üzüntü ve kaygı duygularına odaklanmalarına da sebep olmaktadır. Seçici duygu sosyalleştirme özellikle düşük sosyoekonomik sınıf gibi stresli çevrelerde pasif başa çıkma, abartılmış üzüntü, umutsuzluk ve olası depresyona yol açmaktadır (Kenan ve Hipwell, 2005).

Duygu sosyalleştirme ebeveynlerin çocuklarının duyguları ile ilgili farkındalığına ve onları anlamlandırması anlamına gelir (Denham, 2007). İşte bu noktada da ebevynin çocuk yetiştirme tutumları kritik önem taşır (Warren ve Stifter, 2007). Genelde düşük sosyo-ekonomik düzeyin ve düşük eğitim seviyesinin anne baba üzerinde ekstra kaygı oluşturarak saldırganlığı ve kontrolcü tutumları arttırdığı, böylelikle destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme tepkilerinin de arttığından söz edilmektedir (Shaffer ve ark., 2012). Yine duygularını tartışmayan/ yorumlamayan bir annenin/babanın çocuğunun kendi duyguları ile ilgili farkındalığı az olur ve bu çocuk olumsuz duygularıyla uygun olmayan yollarla (kontrol edilemez ağlama krizleri, fiziksel saldırganlık gibi) başa çıkmaya çalışır. Buna ek olarak anne/baba çocuğunu özellikle üzüldüğünde cezalandırıyorsa, çocuk olumsuz duyguya sebep olan bir durumda büyük olasılıkla üzüntüsünü bastırır ve üzüntü yerine saldırgan davranışlar sergiler. Bu örüntü de uzun dönemde davranış sorunlarına yol açmaktadır (Chaplin ve ark., 2010).

Yine bireysel özellikler de unutulmamalıdır. Çocuğun dil gelişimi de duygu sosyalleştirme ve duygu düzenleme üzerinde etkilidir ve çocuğun dili zayıf kullanımı sosyalleştirme yöntemlerini etkiler. Ayrıca duygu sosyalleştirme tepkilerinin cinsiyete göre değiştiği belirtilmektedir. Kız çocukları daha çok üzüntü ve kaygı duygularına, erkek çocukları ise daha çok öfke duygularına destekleyici tepki beklemektedir (Chaplin ve ark., 2010).

Çocuğun duygularının farkında olan, onları kabul eden ve çocuğa duygu yönetiminde rehberlik eden anne babaların çocukları akranlarıyla daha az olumsuz etkileşim göstermekte ve daha az sorun davranış sergilemektedir. Çocuğun duygusunu sorgulayan, duruma uygun duygusal yaşantılarını küçümseyen ve destekleyici olmayan anne baba tutumları ise çocuğun duygu düzenlemesini kötü yönde etkilemektedir (Gottman ve ark., 1996). Duygu sosyalleştirme ayrıca; çocukların duygularının onaylanmasını ve çocukları diğerlerinin duygusal ipuçlarına duyarlılığında artışı sağlamaktadır ve çocuklar bu duyarlılığı diğerlerine yararlı olabilmek (özgeci) ve işbirliği için kullanmaktadır (Garner, Dansmore ve Southam- Gerrow, 2007). Eisenberg ve arkadaşlarının 1999’ da yaptıkları çalışmaya göre ise ebeveynlerin destekleyici tepkileri ile çocuğun oyun esnasında diğer çocuklarla paylaşım ve koordinasyonu yüksek ilişkili bulunmuştur.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Oyuncakların Temizliği İçin Öneri

Antik Mısırlılar tarafından temizlik amaçlı kullanılan karbonat, aynı zamanda hamur işlerinde de kullandığımız bir malzeme. Karbonatın bunlar dışındaki yararları ve kullanım alanları onun "köpüren mucize" olarak tanınmasını sağlamakta. Benim de size önerim köpüren mucizeyi çocuklarınızın oyuncaklarını temizlemeniz için kullanmanız yönünde olacak. Hele de bu yıkama işini çocuklara yaptırırsanız bayılacaklarına inanıyorum:)

Oyuncaklarının Temizlenmesi: 4 yemek kaşığı karbonatı 1 litre su ile karıştırın ve oyuncakları bu su ile temizleyin.

Kolay gelsin.

Gülçin KARADENİZ

Oyuncakların Temizliği İçin Öneri

Antik Mısırlılar tarafından temizlik amaçlı kullanılan karbonat, aynı zamanda hamur işlerinde de kullandığımız bir malzeme. Karbonatın bunlar dışındaki yararları ve kullanım alanları onun "köpüren mucize" olarak tanınmasını sağlamakta. Benim de size önerim köpüren mucizeyi çocuklarınızın oyuncaklarını temizlemeniz için kullanmanız yönünde olacak. Hele de bu yıkama işini çocuklara yaptırırsanız bayılacaklarına inanıyorum:)

Oyuncaklarının Temizlenmesi: 4 yemek kaşığı karbonatı 1 litre su ile karıştırın ve oyuncakları bu su ile temizleyin.

Kolay gelsin.

Gülçin KARADENİZ